http://www.star.com.tr/acik-gorus/evlilik-gosterinin-bir-parcasi-mi-haber-1188034/

Evlilik, gösterinin bir parçasi mi?

Neil Postman Öldüren Eglence kitabinda, “Eglence, televizyondaki her türlü söylemin üst ideolojisidir” der. Evlilik programlarinin birinci hedefi, eglence ve reytingdir. Insan hayatini çok etkileyen bir karari, birlerini eglendirerek ve bir sovun içinde alinmasi ne kadar sagliklidir?

 

Evlilik ve aile olmayi, nesnel ihtiyaçlari karsilama üzerinden tanimlayarak yapiyoruz en büyük hatayi... Içinde empati, insaf, vicdan, sabir, muhabbet, güven, sorumluluk, hasili “insanlik” yoksa her evlilikle yuva kurulmuyor maalesef... “Kendimiz için istedigimizi digeri için de istemedikçe” her evliligi aile yapamayiz. Çözüm üretemesek de bazen, hatta anlamasak da, dinlemek, dert ortagi olmaktir aile olmak... Zaman zaman fikir ayriliklarina düssek de, bir masada yemek yemek, hasta olana ilacini getirmek, “ayaktayken bir çay da bana koy” diyebilmektir aile olmak... Kardesinin kiyafetini ödünç almak, küçük sirlarini paylasmak… “Merak edip beklemesinler” diye gecikecegini yüksünmeden arayip haber vermek, bireysel keyifler kadar birlikte yapilanlardan mutlu olmaktir aile olmak... Sorun çözme becerisini birlikte gelistirmek, araya yollar, sehirler girse de ayri olmamaktir aile olmak... Haklarimizi kutsarken, görevlerimizi de unutmamaktir aile olmak... Romantik idealist yaklasimla yaptigimiz evlilik ve aile tanimlarinin ötesinde medyanin içerik ve üretimlerinde aile, farkli sekillerde yer almaktadir. Özellikle bugünlerde, evlilik programlari üzerinden medyanin aile algisi çokça tartisilmaktadir.

Medyada aile temasi

Aile temali yapimlar, televizyonun temel içeriklerinden biri olmaktadir. Dizi, eglence programlari, evlilik programlarinda, yapimlarin, hoyratça yer verdigi içerikler üzerinden aile degerleri tartisilmaktadir. Diger yandan ticari yayinlar olan reklamlarin,  aile bütünlügünü pekistiren, duygusal kurgular içermesi, sektörün kendi içinde bir çeliskisini de göstermektedir. Medyanin hem içerik hem de teknoloji bagimliligi açisindan, çocuk, genç, aile ve aile bireyleri üzerindeki etkisi sikça gündemde yer almaktadir. Iletisim teknolojileri yayginlastikça, birbirimize yaklastigimiz oranda uzaklasmakta oldugumuz da asikardir. Iletisim araçlarinin çesitliligi bize çoklu seçenek, özgürlük sunarken ayni zamanda yan ürünler olarak da bilgi kirliligi ve sosyal deformasyona da alan açmaktadir. Özellikle çocuklar, gençler ve medya okur-yazarligi olmayan bireyler, hem zararli içeriklerden etkilenmekte, hem de teknoloji bagimliliginin zararli sonuçlarina maruz kalmaktadirlar.

Medya ve iletisim araçlarinda, içeriklerinin ‘sosyal ögrenme’ etkisi ile teknoloji araçlarinin kullaniminin ‘bagimlilik etkisi’ artik ispatlamistir. Televizyonun özellikle çocuklar ve gençler üzerinde, sosyal ögrenme etkisi, Bandura basta olmak üzere pek çok arastirmacinin çalisma konusu olmustur. Özellikle çocuklarin, siddeti televizyondan ögrendigini dogrulayan bu arastirmalar, medyanin kamu hizmeti sorumlulugunu göz önüne sermektedir.

Evlilik programlari, dizi filmler vb yapimlarin içerik tartismalarinda ‘Ne yapalim seyrediliyor? Memnun olmayan izlemez.’ demekle, televizyon hizmet saglayicilari basta olmak üzere sorumluluktan kaçamayiz. Hizmet saglayici, ister kamuya, ister özel sektöre ait olsun, medya hizmeti bir kamu hizmetidir.

Saklambaç adli program ile baslayan Biri Bizi Gözetliyor devam eden yapimlarla ev içine ait mahremiyet, bir sov malzemesine dönüstürmüstür. Daha sonra bugünkü anlamda baslayan evlilik programlari, çiftlere evlenmeleri halinde ev, araba gibi ödüller vaat etmekteydi.

Evlilik programlari günümüze kadar farkli adlarla yayin hayatina devam etmislerdir. Evlilikte tanisma, dogal seyrinde ve/veya es dost tanidik, akraba ile olmasi gerekirken, bu programlar ile tam bir gösteri sekline dönüsmektedir. Evlilik karari aile birligi, bütünlügü ve sürdürülebilirligi için önemli bir karardir. Bu kararin milyonlarin gözü önünde ve hiç tanimadigi kisilerin müdahalesiyle olmasi, evlilik birliginin saglam temellerini sorgular hale getirmektedir. Neil Postman Öldüren Eglencekitabinda, “Eglence, televizyondaki her türlü söylemin üst ideolojisidir’” der. Evlilik programlarinin birinci hedefi, eglence ve reytingdir. Insan hayatini çok etkileyen bir karari, birlerini eglendirerek ve bir sovun içinde alinmasi ne kadar sagliklidir? Evliligin, ev, araba, ev isleri gibi konularla pazarlik konusu haline gelmesi ve bu pazarligin milyonlari eglendirmek için yapilmasi, ask, sevgi, muhabbet gibi degerlerin kapitalizme yenik düsmesidir.

TBMM Aile Bütünlügünü Koruma Arastirma Komisyonu çalismalari süresince yapilan toplantilarda, yurt içi ve yurt disi ziyaretlerde hem uzmanlar hem de vatandaslarimiz dinlenmistir. Yurt içindeki ve yurt disindaki vatandaslarimizin  büyük bir kismi, bu tür programlarin aile birligini, bütünlügünü sarstigi görüsündedirler. Program yapimcilari, televizyon yöneticileri her ne kadar yaptiklari isi, begenildigini ve izlendigini ifade ederek savunsalar da arastirmalar ve çalismalar tam tersini söylemektedir. Psikolog Serhat Yabanci’nin 2010 yilinda yaptigi evlilik programlarina iliskin anket çalismasinda, katilimcilarin yüzde 70’i bu programlar araciligiyla yapilan evlilikleri güvenilir bulmadigini ifade etmistir. Ayrica ayni çalismada katilimcilarin yüzde 55’i bu programlarin olumsuz etkisi oldugunu düsünmektedir. Bu olumsuz etkiler arasinda topluma yanlis örnek olmasi, sov amaçli olmasi, reyting ugruna mahremiyetin gözler önüne serilmesi, ve adaylara iliski ve es seçimi konusunda egitim verilmemesi siralanmistir. TC. Basbakanlik Aile ve Sosyal Arastirmalar Genel Müdürlügü tarafindan 2010’da yapilan Medya Profesyonellerinin ve Medyanin Aile Algisi Arastirmasina göre; Medya profesyonelleri, medyanin aile degerleri üzerinde etkili oldugunu düsünmektedir (yüzde 76).Katilimcilarin yaridan fazlasi (yüzde 57) medyanin aileyi koruma kaygisinin olmadigi ve dizilerin aile yapisini olumsuz etkiledigi görüsündedir. Bu arastirmayla, medyanin mutfaginda çalisan profesyonellerin de kamuoyunda dile getirilen elestiri ve endiselere katildiklari tespit edilmistir. Ayrica Kültür Bakanligi tarafindan 2011’de yapilan ‘Toplumun Kültür Politikalari ve Medyanin Kültürel Süreçlere Etki Algi Arastirmasi’ bu konuda önemli veriler sunmaktadir. Arastirmaya katilan kisilerin yüzde 79’u televizyonlardaki evlilik programlarinin Türk aile yapisini bozdugunu düsünmektedir. Arastirma bulgularina göre, bu programlara toplumda bir hassasiyet olusmaktadir.

Çözüm mekanizmalari

Bir meslek mensubu olarak, sektöre ait sorunlarin, sektörün kendi dinamikleri ile çözülecegi kanaatindeyim.TBMM Aile Bütünlügünü Korunma Arastirma Komisyonu Raporunda bu konu ve çözüm önerileri detayli bir sekilde ele alinmistir.

 -Medya sektörünün tüm taraflari, kamu, özel sektör, meslek örgütleri arasindaki iletisim ve koordinasyon son derece önemlidir.

-RTÜK sadece ceza veren kurum olarak algilanmaktadir. Kurumun hem medya hizmet saglayici kuruluslara rehberlik etmesi hem de vatandas sikayetlerinin izleme degerlendirilmesinin saglanmasi, STK’lar ile isbirligi yapmasi gerekmektedir.

-Kanallara içerik üreten yapimci firmalarin birden çok kanala yapimlarini pazarladigi düsünüldügünde RTÜK tarafindan kanal izlemesinden ziyade tematik izleme yapilmasi, böylece hangi kanalda yayinlandigina bakilmaksizin benzer temalardaki içeriklerdeki ihlallere ayni yaptirimlarin uygulanmasi mümkün olacaktir. Sektör hangi durumlarda ne tür cezalar alacagini bilmelidir. Tematik izleme yapan uzmanlarin uzmanlik alanlari temalara uygun olarak belirlenmelidir.

-‘Aile dostu’ yayinlar,yapimlar paradigma degisikligine gidilmelidir. Reklamverenlerin aile bütünlügünü olumsuz etkileyen yayinlari tercih etmemesi için farkindaliklarinin artirilmasi, ‘aile dostu’ yayinlara yönelmeleri çesitli mekanizmalar ile tesvik edilmesi önem arz etmektedir. Özellikle reklam paylari ödemeleri konusu çalisilabilir. ‘Aile dostu’ yayincilarin reklam payi ödemelerinin diger kuruluslardan daha az olmasi için mevzuat altyapisi hazirlanabilir.

-Kamu kurum ve kuruluslari, reklam ve sponsorluk anlasmalarinda ‘aile dostu’ yayinlara yönelerek,sektöre öncülük edebilir.

-Medyada özdenetimini saglamaya yönelik mekanizmalar olusturulmasi için sektör ve paydaslar birlikte çalismalidir. “Medya Profesyonellerinin ve Medyanin Aile Algisi Arastirmasina’’ katilan medya profesyonelleri de bu görüsü desteklemekte, medyaninaile degerleri açisindan medya ile ilgili meslek kuruluslari tarafindan denetlenmesi gerektigini düsünmektedir. Medya etigi ilkeleri arasinda ailenin korunmasina yönelik maddeler kesinlikle bulunmalidir diyenlerin orani yüzde 72’dir.

-Ailelerin bilinçli tüketici olmasi için STK’lar ile kampanyalar yapilmali. Medya okur yazarligi ve seçici olma bilinci hayatin her kademesine yayginlastirilmalidir. Bütüncül yaklasim, sonuç odakli ve sürdürülebilir çalisma ile az zamanda çok isler basarabiliriz. 

 Ayse KESIR

AK PARTI Düzce Millet Vekili